Bodrum’un en hırçın tepelerinden birinin eteğine saklanmış olan Dereköy, yarımadanın belki de en “karakterli” köylerinden biridir. Gümüşlük yolu üzerinde geçerken fark etmemenin imkânsız olduğu o devasa asırlık ağaçlar, Dereköy’ün girişinde sizi bir geçit gibi karşılar. Burası, Bodrum’un sadece denizden ibaret olmadığını, dağların ve vadilerin içinde nasıl bir gizem barındırdığını kanıtlar niteliktedir. Dereköy, bir yanı uçsuz bucaksız mandalina bahçelerine, diğer yanı ise sarp kayalıklara bakan, her mevsimi kendine has bir melankoli ve huzurla yaşayan bir yerdir.
Dereköy’de yaşam, doğayla kurulan sessiz bir anlaşma gibidir. Köyün içindeki eski evleri, zamanla sanat atölyelerine, butik galerilere ve karakterli yaşam alanlarına dönüşmüştür. Burası, Bodrum’un kalabalığından kaçan sanatçıların, düşünürlerin ve sessizliği bir lüks olarak görenlerin tercihidir. Dereköy’ün havası, sahil şeridine göre her zaman birkaç derece daha serindir. Kışın sobalardan çıkan odun kokusu vadinin içine sinerken, yazın ise akşamları çöken o meşhur dağ serinliği sizi sarar. Burada bir zeytin ağacının gölgesinde oturup uzaklardaki denizin mavisini izlemek, insana zamanın aslında ne kadar kıymetli bir hazine olduğunu hatırlatır. Dereköy, Bodrum’un doğal ve nazik köşesidir; sanatın sessizlikle, toprağın ise hafızayla birleştiği o nadir noktalardan biridir.

Tartışmaya Katıl