Peksimet, Bodrum yarımadasının batısına doğru ilerlerken, sırtını kayalık dağlara yaslamış, yüzünü ise Turgutreis’in bereketli ovalarına dönmüş, zamana meydan okuyan bir yerleşimdir. Burası, adını denizcilerin ve yolcuların azığı olan o dayanıklı ekmekten alır; tıpkı ismi gibi sade, sağlam ve hilesizdir. Sahil şeridindeki ışıltılı hayatın aksine Peksimet, size Bodrum’un o eski, toprak kokulu ve çalışkan yüzünü gösterir. Buraya girdiğinizde sizi karşılayan ilk şey, tepelerde gururla duran asırlık yel değirmenlerinin siluetidir. Bu değirmenler, rüzgârın bu topraklarda binlerce yıldır nasıl bir hüküm sürdüğünün en sessiz ve en etkileyici şahitleridir.
Peksimet’te yaşam, toprağın mevsimlere verdiği cevapla şekillenir. Bahar aylarında papatyaların ve gelinciklerin arasında kaybolan taş duvarlı bahçeler, yazın en sıcak günlerinde bile dağlardan gelen o hafif esintiyle serinler. Burada yürürken her köşe başında bir incir ağacına, devasa bir zeytin gölgesine rastlarsınız. Burada yaşamak, güneşin Kadıkalesi üzerinden denize batışını tepelerden izlemek, gece çöktüğünde ise zifiri karanlığın içindeki milyonlarca yıldızın parlaklığına şaşırmaktır. Modern dünyanın hızına inat, Peksimet’te her şey olması gerektiği kadar yavaş ve huzurludur. Burası, Bodrum’un köklerini, el emeğini ve o meşhur rüzgârını iliklerinize kadar hissedeceğiniz gerçek bir Ege sığınağıdır.

Tartışmaya Katıl